Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 1950

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 1950

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 1950

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 1950

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 1950

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/database/driver.php on line 2026

Warning: ini_set(): A session is active. You cannot change the session module's ini settings at this time in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/session/handler/joomla.php on line 48

Warning: session_set_cookie_params(): Cannot change session cookie parameters when session is active in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/joomla/session/handler/joomla.php on line 151

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/src/Filesystem/Path.php on line 148

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/src/Filesystem/Path.php on line 151

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/src/Filesystem/Path.php on line 154

Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/libraries/src/User/UserHelper.php on line 636
Yunus Emre Hayatı ve Şiirlerinden Seçmeler

Deprecated: Cannot use "parent" when current class scope has no parent in /home/dilibicare/domains/dil-ibicare.org/public_html/administrator/components/com_fields/helpers/fields.php on line 608

Yunus Emre Hayatı ve Şiirlerinden Seçmeler

 13. yüzyıldan bu yana geçen yedi yüzyıl içinde, her zaman güncel kalabilmiş; yaşarlığını hiç yitirmemiş, hem halk katında, hem aydınlar arasında, hem edebiyat alanında etkinliğini sürdüregelmiş bir gizemci, büyük bir ozandır Yunus Emre.
 
 Uzun süre yaşamıyla ilgili yeterli bilgiler edinilemediği için, söylencelere dayalı yaşamöyküsü sürüp gitmiştir. Bugün de, bu söylencelerin geçerliliğini yitirmediği söylenebilir. "Ermiş"lik katına ulaşmış bir kişi sayıldığı için Yunus Emre'nin yaşamının söylencelerle donatılmasını, bezenmesini de bir bakıma, doğal karşılamak gerekir.

  Yakın yıllara dek Yunus Emre'nin okuma yazma bilmez bir halk ozanı olduğu sanılıyordu. O'na "ümmi" denişinin nedeni buydu. Sonraları Yunus Emre'nin kimliği, kişiliği, şiirleri, yaşamı üzerinde derinlikli incelemeler yapan uzmanlar, daha gerçekçi sonuçlara varabildiler. Bütün yaşamının gene de gereği gibi aydınlığa kavuştuğu ileri sürülemezse de ilk yıllarda olduğu gibi, tümüyle bilgiden yoksun da değiliz.

  Yunus Emre'nin kimi şiirierindeki dizelerden de yola çıkılarak, O'nun bir "ümmi" (okuma yazma bilmez) ozan olduğu yolundaki yargılar, artık geçerliğini tümüyle yitirmiştir. Anlaşılmıştır ki, Yunus Emre, bu "ümmi"lik yargısının bütünüyle dışında medrese öğrenimi görmüştür. Üstelik iyi bir öğrenim görmüştür. Felsefe Kuran'ı yorumlama bilimi olan Tefsir, İslam hukuku anlamına gelen Fıkıh, vb. bilimleri, Yunan Mitolojisini, İran Mitolojisini izlemiş, astronomi, yöntembilimi (ilm-i usuli ni, Arapçayı, Farsçayı bilen,
çağının aydın, ileri bir kişisidir. Aruzla yazdığı şiirlerinden O'nun bu ölçüyü, dolayısıyla bu şiiri de bildiği anlaşılıyor. Bu nedenledir ki, özellikle Yunus Emre ile gizemcilik üzerinde uzmanlaşmış kimi araştırmacı ve incelemeciler, Yunus Emre'nin "bir halk ozanı" olmadığını, "kesinlikle" vurgulama yoluna gitmişlerdir. Bu yargıya, bir bakıma "yanlış" denilemez. Elbette böyle bir eğitim, öğretimden geçmiş kişiyi halk ozanı" tanımlamasının dar kalıpları içinde değerlendirmek, doğru bir yargıya varmaktan alıkoyabilir bizi. O zaman, Yunus Emre'yi nereye koyacağız, sorusuna sağlıkla bir yanıt vermek gerekiyor.

  Yunus Emre, her şeyden önce bir "tekke ozanı"dır da. Bektaşi'dir. Bu gerçeği de gözden ırak etmemek gerekir. Gizemciliği, derinine bilen bir kişidir. Şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle yazmıştır. Yedi yüzyıldan bu yana, halkın içinde, yüreğinde, dilinde, beğenisinde yaşamıştır, yaşamaktadır. İlahileriyle, nefesleriyle..

  Yunus Emre ile Türk halkı öylesine bütünleşmiştir ki, onun için söylenceler çıkartılmış, dokuz yerde mezarı olduğu ileri sürülmüştür. Yunus Emre'nin dokuz ayrı yerde mezarı oluşu, O'nun Türk halkıyla nasıl bir sevgi bağıyla kenetlendiğinin de bir başka, somut örneği olsa gerektir.

  Böyle olunca, Yunus Emre'yi salt "Gizemci ozan"lar kümesinde değerlendirmek, doğru, yerinde, sağlıklı bir değerlendirme olmaz kanısını taşıyoruz. Gizemciliği ne ölçüde doğru, yerinde ise, halkla bütünleşmesi, halkın yüreğinde, düşünde, özünde yaşamakta oluşu da öylesine vurgulanması gereken bir gerçektir. Bu gerçektir ki, Yunus Emre'yi, "Türk Halk Şiiri"nin başustası saymamızı onu öyle de değerlendirmemizi, sunmamızı gerekli, zorunlu kılıyor. Halkla böylesine içiçe girmiş bir ozanı "halk bütünü"nden ayırmak, hem Yunus Emre'ye, hem halka haksızlık olurdu kanısındayız.

  Yunus Emre çağının halk konuşma dilini kullanmış, Oğuz lehçesiyle yazmıştır. Yer yer, biraz da gizemciliğinin zorunlu sonucu sayılabilecek Türkçe olmayan sözcükler, deyimler, terimler de kullanmak zorunda kaldığı görülüyor. Ne var ki, Yunus Emre'nin asıl önemli yanı, yalın bir halk diliyle, Türkçeyle en karmaşık gizemcilik bilgilerini halka ulaştırılabilmesidir. Üstelik, bunları şiirsel deyişten uzaklaşmadan yapabilmesidir. Çünkü, Yunus Emre'nin şiirleri salt gizemciliği öğretmek amacını güden "manzume"ler değildir.

  Şiirleri üzerinde özenle durulduğunda görülüyor ki, Yunus Emre, şiirlerinde gerçekten bir sözcük ustasıdır. Sözcüklerin istiflenmesinde, yerlerinin -ölçü değişmese de -değiştirilmesi, yerinden oynatılması olasılığı yoktur. Büyük ölçüde heceyi kullanan Yunus Emre, "hece"nin 7 ile 8'li kalıplarına eğilim göstermektedir.

  Yunus Emre için çıkarılan söylencelerin ayrıntılarına girmeden, bugün elimizdeki bilgilere göre yaşamı da şöylece özetlenebilir:

  Yunus Emre'nin doğduğu yıl kesinlikle bilinmiyor. Doğduğu yer de tartışmalı. Ancak, son yıllarda Yunus Emre'nin Porsuk Çayı'nın Sakarya'ya döküldüğü yerde, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de doğduğu, uzun yıllar da orada yaşadığı 1320/21 yıllarında gene Sarıköy'de öldüğü kabul ediliyor. Bu nedenle, adına bir de anıtmezar yapılmıştır.

  Araştırmacılardan bir kesimi de Yunus Emre'nin, Konya'nın Karaman ilçesinde doğduğunu, orada öldüğünü, Karaman'da bir "Yunus Emre Türbesi" olduğunu da ileri sürerek, bu görüşlerinde direniyorlar. Ancak, Yunus Emre'nin Sarayköy'de doğduğu ve öldüğü daha da ağırlık kazanmış görünüyor.

  Yunus Emre, gençliğinde bir süre çiftçilikle uğraştıktan sonra Taptuk Emre'nin buyruğuna girerek onun dervişi olur. Kırk yıl Taptuk'un kapısına odun taşır. Şiirlerinde de şeyhi Taptuk Emre'den sürekli saygıyla söz eder. Yıllarca Taptuk Emre'nin kapısında "piştikten" sonra da şeyh olur.

  Yunus Emre, Taptuk Emre'nin düşüncelerini, inancalarını yaymak amacıyla Anadolu'yu, Kafkasya'yı dolaşmış, Şam'a gitmiştir. Sonra gene Sarıköy'e dönmüştür. Bu arada Yunus Emre'nin Mevlana ile de görüşmüş olduğunu biliyoruz.

  Az sözle, ayrıntılı düşünceleri, duyguları söyleyebilmenin büyük ustasıdır Yunus Emre. Varlık, yokluk, insan-Tanrı-ölüm kavramlarını, aralarındaki bağlantıları insancıllığı sevecenliği, barışı, verimliliği, hoşgörüyü dizelerinde yoğurarak, 13. yüzyıldan bu yana bizlere dek ulaştırabilen güçlü, etkin, saygın bir ozan olan Yunus Emre'nin geleceğe de aynı güçlülükle, dirilikle, yenilikle varacağından kuşku duyulmamalıdır.

(Alıntıdır)

  EY YARENLER EY KARDEŞLER KORKARIM BEN ÖLEM DEYİ

  Ey yarenler ey kardeşler korkarım ben ölem deyi
  Öldüğüme kayırmazam ettiğimi bulam deyi

  Bir gün görünür gözüme ayıbım vuralar yüzüme
  Endışeden del'olmuşum nidem ben ne kılam deyi

  Eğer gerçek kul imişsem ona kulluk kıla idim
  Ağlayaydım bu dünyada yarın onda gülem deyi

  Hemin geldim bu dünyaya nefsime kulluk eyleyi
  İyi amel işlemedim azaptan kurtulam deyi

  Ey bıçare miskin Yunus günahım çok neyleyeyim
  Sığındım ol Allah'ıma dedi hem afvedem deyi

          :::::::::::::::::::::::::

  EY YARENLER EY KARDEŞLER ECEL ERE ÖLEM BİR GÜN

  Ey yarenler ey kardeşler ecel ere ölem bir gün
  İşlerime pişman olup kendözüme gelem bir gün

  Yanlarıma kona elim söz söylemez ola dilim
  Karşıma gele amelim nittim ise görem bir gün

  Oğlan gider danışmana saladır dosta düşmana
  Şol dört takdir namaz ile (ömrüm) tamam kılam bir gün

  Beş karış bezdürür donum yılan çiyan yiye tenim
  Alemler ümidi hoca sana ferman olam bir gün

  Yunus Emre sen bu sözü dahı tamam etmemişsin
  Tek yürüyeyim neyleyim üstadıma gelem bir gün

          :::::::::::::::::::::::::::

  İŞİTİN EY YARENLER AŞK BİR GÜNEŞE BENZER

  İşitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
  Aşkı olmayan kişi misali taşa benzer

  Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
  Nice yumuşak söylese sözü savaşa benzer

  Aşkı var gönlü yanar yumuşanır muma döner
  Taş gönüller kararmış sarp kah kışa benzer

  Ol sultan kapısında hazreti tapısında
  Aşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer

  Geç Yunus endişeden gerekse bu pişeden
  Ere aşk gerek evvel ondan dervişe benzer
 
        :::::::::::::::::::::::::

  AŞKIN ALDI BENDEN BENİ BANA SENİ GEREK SENİ

  Aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni
  Ben yanarım dünü günü bana seni gerek seni

  Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim
  Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni

  Aşkın aşıklar öldürür aşk denize daldırır
  Tecelli ile doldurur bana seni gerek seni

  Aşkın şarabın içem Mecnun olup dağa düşem
  Sensin dünü gün endişem bana seni gerek seni

  Sufılere sohbet gerek ahılere ahret gerek
  Mecnun'lara leylı gerek bana seni gerek seni

  Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar
  Toprağım anda çagıra bana seni gerek seni

  Yunus'durur benim adım gün geldikçe artar odum
  İki cihanda maksudum bana seni gerek seni

          ::::::::::::::::::::::::

  YiNE GELDİ AŞK ELÇİSİ YİNE DOLDU MEYDANIMIZ

  Yine geldi aşk elçisi yine doldu meydanımız
  Yine teferrüc-gah sağlı sollu dört yanımız

  Yine mahfiller düzüldü yine badyalar kuruldu
  Yine kadehler sunuldu esrik oldu bu canımız

  Ev içi aşk ile doldu ulu kişi aşık oldu
  Canlarımız hayran oldu aşk tahtına binenimiz

  Bir nicemiz Leylı oldu bir nicemiz Mecnun oldu
  Bir nicemiz Ferhad oldu aşktan haber duyanımız

  Meydanımız meydan oldu canlarımız hayran oldu
  Her dem arş seyran-gah oldu hazret oldu revanımız

  Düşmüş idik ol kaldırdı birliğin bize bildirdi
  İçimize aşk doldurdu dürüst oldu imanımız

  Sorar isen aşk nerdedir nerde istersen ordadır
  Hem gönülde hem candadır hiç kalmadı günahımız

  Yunus aşkın vasfın söyler gerçeklere haber eyler
  Mahrumların canı göyner aşker'oldu pinhanımız

         :::::::::::::::::::::::::::

  GÖZÜM SENİ GÖRMEK İÇİN ELİM SANA ERMEK İÇİN

  Gözüm seni görmek için elim sana ermek için
  Bu gün canım yolda kodum yarın seni bulmak için

  Bu gün canım yolda koyam yarın ivazın veresin
  Arzeyleme uçmağını hiç arzum yok uçmak için

  Benim uçmak neme gerek hergiz gönlüm ona bakmaz
  İşbu benim zarılığım değildürür bir bağ için

  Uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin
  Vardır ola bir kaç huri arzum yoktur uçmak için

  Bunda dahı verdin bize ol huriyi çift ü helal
  Ondan geçti arzum tamam arzum sana ermek için

  Süfılere ver sen onu bana seni gerek seni
  Haşa ben terkedem seni şol bir evle çardak için

  Yunus hasretdürür sana hasretini göster ona
  İzin zulüm değil ise dad eylegil istedi çün

         :::::::::::::::::::::::::

  HAK BİR GONÜL VERDİ BANA HA DEMEDEN HAYRAN OLUR

  Hak bir gönül verdi bana ha demeden hayran olur
  Bir dem gelir şadı olur bir dem gelir giryan olur
  
  Bir dem sansın kış gibi şol zemherı olmuş gibi
  Bir dem beşaretten doğar hoş bağ ile bustan olur

  Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerheyleyemez
  Bir dem dilinden dür döker dertlilere derman olur

  Bir dem çıkar arş üzere bir dem iner tahtes-sera
  Bir dem sanasın katredir bir dem taşar umman olur

  Bir dem cehalette kalır hiç nesneyi bilmez olur
  Bir dem dalar hikmetlere Calınus u Lokman olur

  Bir dem div olur ya peri viraneler olur yeri
  Bir dem uçar Belkıys ile sultan-ı ins ü can olur

  Bir dem varır mescidlere yüz sürer orda yerlere
  Bir dem vurur deyre girer incil okur rühban olur

  Bir dem gelir ısı gibi ölmüşleri diri kılar
  Bir dem girer kibr evine Fir'avn ile Haman olur

  Bir dem döner Cebrail'e rahmet saçar her mahfile
  Bir dem gelir güm-rah olur miskin Yunus hayran olur

           :::::::::::::::::::::::::::

  HİÇBiR KİŞİ BİLMEZ BİZİ BİZ NE İŞİN İÇİNDEYİZ

  Hiçbir kişi bilmez bizi biz ne işin içindeyiz
  Ne hırsımız baydır bizim ne nefsimiz içindeyiz

  Bir kimsenin devletine ta'nediben biz gülmeyiz
  Ne münkiriz alemlere ne Tersanın haçındayız

  Biz bunun neliğin bildik dünyanın nesine kaldık
  Arzumuz nefs için değil dünya teferrücündeyiz

  Yunus aydır her sulatınım özge şahım vardır benim
  Ko dünya altın gümüşün ne bakur u tuncundayız

           :::::::::::::::::::::::::

  TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL SULAR GİBİ ÇAĞLAR MISIN

  Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın
  Aktın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın

  Nidem elim ermez yare bulunmaz derdime çare
  Oldum ilimden avare beni burda eğler misin

  Yavıkıldım ben yoldaşı onulmaz bağrımın başı
  Gözlerimin kanlı yaşı ırmak olur çağlar mısın

  Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin
  Şu karşıma göğüs geren taş bağırlı dağlar mısın

  Haramı gibi yoluma arkırı inen karlı dağ
  Ben yarimden ayrı düştüm sen yolumu bağlar mısın

  Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut
  Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın

  Esridi Yunus'un canı yoldayım illerim hanı
  Yunus düştü gördü seni sayrı mısın sağlar mısın

           ::::::::::::::::::::::::

  ACEP ŞU YERDE VAR M'OLA ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN

  Acep şu yerde var m'ola şöyle garip bencileyin
  Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

  Gezerim Rum ile Şam'ı Yukarı İller'i kamu
  Çok istedim bulamadım şöyle garip bencileyin

  Kimseler garip olmasın hasret oduna yanmasın
  Hocam kimseler olmasın şöyle garip bencileyin

  Söyler dilim ağlar gözüm gariplere göyner özüm
  Meğer ki gökte yıldızım şöyle garip bencileyin

  Nice bu derd ile yanam ecel ere bir gün ölem
  Meğer ki sinimde bulam şöyle garip bencileyin

  Bir garip ölmüş diyeler üç günden sonra duyalar
  Soğuk su ile yuyalar şöyle garip bencileyin

  Hey Emre'm Yunus biçare bulunmaz derdine çare
  Var imdi gez şardan şara şöyle garip bencileyin
 
           :::::::::::::::::::::::::

  BEN YÜRÜRÜM YANA YANA AŞK BOYADI BENİ KANA

  Ben yürürüm yana yana aşk boyadı beni kana
  Ne akilem ne divane gel gör beni aşk neyledi

  Geh eserim yeller gibi geh tozarım yollar gibi
  Geh akarım seller gibi gel gör beni aşk neyledi

  Akar sulayın çağlarım dertli ciğerlerim dağlarım
  Şeyhim anıben ağrılarım gel gör beni aşk neyledi

  Ya elim ol kaldır beni ya vaslına erdir beni
  Çok ağladım güldür beni gel gör beni aşk neyledi

  Ben yürürüm ilden ile şeyh sorarım dilden dile
  Gurbette halim kim bile gel gör beni aşk neyledi

  Mecnun oluban yürürüm ol yari düşte görürüm
  Uyanıp melul olurum gel gör beni aşk neyledi

  Miskin Yunus bıçareyim baştan ayağa yareyim
  Dost elinde avareyim gel gör beni aşk neyledi

             ::::::::::::::::::::

  SENSİN BENİM CANIM CANI SENSİZ KARARIM YOKDURUR

  Sensin benim canım canı sensiz kararım yokdurur
  Uçmakta sen olmaz isen vallah nazarım yokdurur

  Baksam seni görür gözüm söyler isem sensin sözüm
  Seni gözetmekten gayri yeğrek şikarım yokdurur

  Çün ben beni unutmuşum şöyle ki sana gitmişim
  Ne kalde ne halde isem bir dem kararım yokdurur

  Eğer beni Circis'leyin yetmiş kez öldürür isen
  Dönem geri sana varam zira ki arım yokdurur

  Yunus dahi aşık sana gösterir didarın ona
  Yarim daha sensin benim ayrık nigarım yokdurur

             ::::::::::::::::::::

  CANLAR CANINI BULDUM BU CANIM YAĞMA OLSUN

  Canlar canını buldum bu canım yağma olsun
  Assı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsun

  Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım
  Dost vaslına eriştim günahım yağma olsun

  İkilikten usandım birlik hanına kandım
  Derdi şarabın içtim dermanım yağma olsun

  Varlık çün sefer kıldı dost andan bize geldi
  Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun

  Geçtim bitmez sağınçtan usandım yaz u kıştan
  Bustanlar başın buldum bustanım yağma olsun

  Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin
  Ballar balını buldum kovanım yağma olsun

           ::::::::::::::::::::::

  OL DOST BİZE GELMEZ İSE BEN DOSTA GERİ VARAYIN

  Ol dost bize gelmez ise ben dosta geri varayın
  Çekeyim cevr ü cefayı dost yüzün görüvereyin

  Sermaye bir avuç toprak onu dahı aldı bu aşk
  Ne sermaye var ne dükkan pazara neye varayın

  Kurulmuştur dost dükkanı dost içine girmiş gezer
  Günahım çok gönlüm sızar ben dosta çok yalvarayın

  Gönlüm aydır dost benimdir gözüm aydır dost benimdir
  Gönlüm aydır göze sabret bir dem haberin sorayın

  Hak nazar kıldığı cana bir göz ile bakmak gerek
  Onu kim nazar kıla ben onu nice yereyin

  Taptuk'un aydır Yunus'a bu aşk Hakk'a erse gerek
  Kamulardan ol yücedir ben ona nice varayın

DİL-İ BİÇARE

ANLAT DİL-İ BİÇARE'DEN, 
SUN DA İÇSİN YAR ELİNDEN
YANİ HEP BİLİNEN,
ŞEYLERDEN OLSUN
SEN SÖYLE DEDE'NİN
"ZÜLFÜNDEDİR BAHT-I SİYAHIM" BESTESİNİ

MEVLANA'DAN

Hergün bir yerden göçmek, ne iyi,
Hergün bir yere konmak, ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş,
Dünle beraber gitti. Cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi Yeni şeyler söylemek lazım...

NOKTA-I ESRAR

Kur’an’a İncil’e Zebur’a Tevrat’a
İman eden etmiş vahdet-i zata
Biri nefye memur biri ispata
“Lâ, illâ” da, “illâ, lâ” da olamaz
Seyrani