Skip to content

DİL-İ BİÇARE - DİLİN ÇARESİZLİĞİ WEB SAYFASI ÜZERİNDEN GÖNDERİLMİŞTİR..

Loading...

oynat_1

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

oynat_2

Allah'ı anlatmaktan aciz olmak, onu anlamaktır.

Hz.Ebubekir

oynat_3

ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Hz.Mevlana

oynat_4

Kanat vardır doğanı padişaha götürür,kanat vardır kuzgunu leşe getirir

Hz.Mevlana

oynat_5

Affetmek, zaferin zekatıdır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

Yazı boyutunu artır  Yazı boyutunu küçült  Yazı boyutunu sıfırla 
Konumunuz:    ANASAYFA arrow KıssadanHisseler arrow Haram ve Helal
Haram ve Helal Yazdır E-Posta

Gencin birisi Kabe’de hep;“Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım… Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim,” diye dua ederdi.  

Bu durum birisinin dikkatini çekti:“Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka dua bilmiyor musun?” dedi.  

O da anlattı:

Yedi sekiz sene önce yine Kabe’de iken içi altın dolu bir torba buldumİçinde tam bin altın vardı.

İçimden bir ses: “Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın” diyordu.   

“Hayır” dedim, kendi kendime. “Bu, benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur”.   

Bu sırada birisi:“Torba bulan var mı?” diye bağırıyordu.   

Çağırdım onu.“Nasıl bir torbaydı? İçinde ne vardı?” diye sordum.   

Torbayı tarif etti ve  “İçinde bin altın vardı” dedi.“Torban burada.” diyerek verdim.   

Adam torbayı açıp bana otuz altın verdi.   

Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı.   

Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim.  “Bu köle için ne istiyorsunuz?” dedim.

“Otuz altın dediler”.  Adamdan aldığım otuz altını verip genci satın aldım.   

Genç, terbiyeli, edepli, güzel konuşan, çok iyi bir insandı.

Onu aldığıma çok memnun olmuştum.   

Temiz yüzlü kölem bana hayat hikayesini anlattı:  

“Efendim, ben Fas Emirinin oğluyum. Kaderimde köle olmak varmış.”  Birkaç ay sonra, bir gün kölemle çarşıya çıkmıştık.  Karşıdan gelen üç yabancı gördük.

Kölem “ bunlar babamın adamları” dedi.  

“Beni buldular. Senden beni satın almak isterler.

Sen iyi bir insansın. Onlara otuz bin altından aşağıya satma.” Dedi.  

O kişiler yanıma geldi.“Bu esiri bize satar mısın?” dediler. “Satarım.” dedim.  

 “Altmış altın verelim.” dediler. Ben de “Olmaz.” dedim.  

Arttıra arttıra yirmi bin altına kadar çıktılar.

Otuz bin altından aşağı olmaz dedim. Çaresiz kabul ettiler.   

Ben, o otuz bin altın ile, işyerleri açtım.

Ticaret yaptım. Daha çok zengin oldum.   

Bir gün bana arkadaşlarım,“Çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim.” dediler.  

Ben de “Olur” dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler.

Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti.

Eşime, “Bu nedir?” dedim.  “İçinde 970 altın var. Babam Kabe’de bunu kaybetmiş.   

Bulan gence otuzunu vermiş. Kalanını da bana hediye etti. Çeyizine koyarsın dedi” diye anlattı.   

Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş. Sahibine vermeseydim haram yoldan gelecekti.   

Şimdi helal yoldan yine bana geldi.   

Bana yardım edip, haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden Yüce Rabbim’e hamd ettim.  

TÜM HAYATI BOYUNCA HER İNSANIN RIZKI YÜCE ALLÂH TARAFINDAN TAKDİR EDİLMİŞTİR.ONUN HARAM VEYA HELAL OLMASINI SİZ KENDİNİZ BELİRLERSİNİZ.

 

 
< Önceki   Sonraki >

DİL-İ BİÇARE

ANLAT DİL-İ BİÇARE'DEN
SUN DA İÇSİN YAR ELİNDEN
YANİ HEP BİLİNEN
ŞEYLERDEN OLSUN
SEN SÖYLE DEDE'NİN "ZÜLFÜNDEDİR
BAHT-I SİYAHIM"

BESTESİNİ