Skip to content

DİL-İ BİÇARE - DİLİN ÇARESİZLİĞİ WEB SAYFASI ÜZERİNDEN GÖNDERİLMİŞTİR..

Loading...

oynat_1

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

oynat_2

Allah'ı anlatmaktan aciz olmak, onu anlamaktır.

Hz.Ebubekir

oynat_3

ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Hz.Mevlana

oynat_4

Kanat vardır doğanı padişaha götürür,kanat vardır kuzgunu leşe getirir

Hz.Mevlana

oynat_5

Affetmek, zaferin zekatıdır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

Yazı boyutunu artır  Yazı boyutunu küçült  Yazı boyutunu sıfırla 
Konumunuz:    ANASAYFA arrow EDEBİYAT arrow HİKAYELER arrow KISSADAN HİSSELER arrow Eden Bulur
Eden Bulur Yazdır E-Posta

Çok eski zamanlarda bir dilenci varmış.bu dilenci köy köy dolaşır, "eden bulur!..." diyerek dilenirmiş.dilencinin hali ve söyledikleri insanların çok tuhafına gidermiş.bu tuhaf dilenci yine günlerden bir köyde dileniyormuş. Dilenmek için dolaşırken de durmadan aynı sözleri söylüyormuş;

-Eden bulur!...Eden bulur!....

O köyde köylüler tarafından merhametsizliği ile tanınan ihtiyar, huysuz ve de kötü kalpli bir kadın, dilencinin bu sözlerine fena hâlde öfkelenirmiş , ve bir gün, kendi kendine:

-"eden bulur da ne demek?ben sana gösteririm şimdi." diye söylenmiş. Ve hemen vakit geçmeden dilenciye bir ekmek hazırlamş.kapının önünde oturarak dilenciyi beklemeye başlamış. Bir süre sonra dilenci;

-eden bulur!... eden bulur!... diyerek ihtiyar kadının kapısına gelmiş.

İhtiyar huysuz ve kötü kalpli kadın önceden hazırladığı zehirli ekmeği dilencinin eline tutuşturmuş.arkasından da:

-nasıl olsa bir daha kapıma gelemeyeceksin canın cehenneme!... diyerek içeri girmiş.

Dilenci bir süre daha köydeki diğer evlerin kapılarında dolaşmış.topladığı birkaç parça yiyeceği torbasına koyarak yeniden dilenmek üzere başka bir köye doğru gitmek üzere oradan ayrılmış.

Dilenci az gitmiş, uz gitmiş....köyün yanındaki tepeyi aşınca yorulmuş. bir ağacın gölgesine oturup dinlenmeye başlamış. Çok da acıkan dilenci, ihtiyar kadının verdiği ekmeği yemeyi düşünmüş. tam bu sırada, karşıdan bir delikanlının geldiğini görmüş. halinden çok uzak bir yoldan geldiği anlaşılan genç, gelmiş, dilenciye selam vermiş. Çok yorgun olan genç adam da ağacın gölgesine, dilencinin yanına oturmuş. Dilenci, ona:

-kimsin ?, diye sormuş. Delikanlı;

-ben bir askerim.askerliğim bitti, artık köyüme dönüyorum. Fakat çok acıktım. Açlıktan yolda yürüyecek halim kalmadı. Onun için burda biraz dinlenim diye oturdum yanına kusura bakma, demiş.

Dilenci, delikanlıya çok acımış. torbasından ihtiyar kadının verdiği ekmeği çıkarmış ve;

- yermisin bunu, az önce bir köyde verdiler, anlaşıldı sen benden daha açsın, diyerek ekmeği delikanlıya uzatmış.
Genç, dilenciye teşekkür edip, iştiyakla o ekmeği yemeye başlamış, ve bir an önce köyüne gitmek üzere izin isteyerek  oradan uzaklaşmış.

Yolda yürürken zehirli olduğunu bilmediği ekmeği yiyor ve evine bir an önce varmak için heyecanla içi içine sığmıyormuş. Derken köyüne, sonra evinin kapısına varmış.
Evinin kapısının önüne gelince düşüp ölmüş.
Meğer bu asker , dilenciye zehirli ekmeği veren ihtiyar kadının oğluymuş. İhtiyar kadın, kapısının önünde cansız yatan oğlunun elindeki ekmeğin dilenciye verdiği zehirli ekmek parçası olduğunu görünce yaptığını yapacağına pişman olmuş.

O günden sonra da dilencinin söylediği "Eden bulur!..." sözünün anlamını herkes çok iyi anlamış

alıntıdır.

 
< Önceki   Sonraki >

DİL-İ BİÇARE

ANLAT DİL-İ BİÇARE'DEN
SUN DA İÇSİN YAR ELİNDEN
YANİ HEP BİLİNEN
ŞEYLERDEN OLSUN
SEN SÖYLE DEDE'NİN "ZÜLFÜNDEDİR
BAHT-I SİYAHIM"

BESTESİNİ