Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)
Hz.Ebubekir
Hz.Mevlana
Hz.Mevlana
Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)
EDEBİYAT
ŞİİRLER
HALK ŞİİRİ
Yunus Emre Hayatı ve Şiirlerinden Seçmeler | Yunus Emre Hayatı ve Şiirlerinden Seçmeler |
|
|
|
13. yüzyıldan bu yana geçen yedi yüzyıl içinde, her zaman güncel kalabilmiş; yaşarlığını hiç yitirmemiş, hem halk katında, hem aydınlar arasında, hem edebiyat alanında etkinliğini sürdüregelmiş bir gizemci, büyük bir ozandır Yunus Emre. Yakın yıllara dek Yunus Emre'nin okuma yazma bilmez bir halk ozanı olduğu sanılıyordu. O'na "ümmi" denişinin nedeni buydu. Sonraları Yunus Emre'nin kimliği, kişiliği, şiirleri, yaşamı üzerinde derinlikli incelemeler yapan uzmanlar, daha gerçekçi sonuçlara varabildiler. Bütün yaşamının gene de gereği gibi aydınlığa kavuştuğu ileri sürülemezse de ilk yıllarda olduğu gibi, tümüyle bilgiden yoksun da değiliz. Yunus Emre'nin kimi şiirierindeki dizelerden de yola çıkılarak, O'nun bir "ümmi" (okuma yazma bilmez) ozan olduğu yolundaki yargılar, artık geçerliğini tümüyle yitirmiştir. Anlaşılmıştır ki, Yunus Emre, bu "ümmi"lik yargısının bütünüyle dışında medrese öğrenimi görmüştür. Üstelik iyi bir öğrenim görmüştür. Felsefe Kuran'ı yorumlama bilimi olan Tefsir, İslam hukuku anlamına gelen Fıkıh, vb. bilimleri, Yunan Mitolojisini, İran Mitolojisini izlemiş, astronomi, yöntembilimi (ilm-i usuli ni, Arapçayı, Farsçayı bilen, Yunus Emre, her şeyden önce bir "tekke ozanı"dır da. Bektaşi'dir. Bu gerçeği de gözden ırak etmemek gerekir. Gizemciliği, derinine bilen bir kişidir. Şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle yazmıştır. Yedi yüzyıldan bu yana, halkın içinde, yüreğinde, dilinde, beğenisinde yaşamıştır, yaşamaktadır. İlahileriyle, nefesleriyle.. Yunus Emre ile Türk halkı öylesine bütünleşmiştir ki, onun için söylenceler çıkartılmış, dokuz yerde mezarı olduğu ileri sürülmüştür. Yunus Emre'nin dokuz ayrı yerde mezarı oluşu, O'nun Türk halkıyla nasıl bir sevgi bağıyla kenetlendiğinin de bir başka, somut örneği olsa gerektir. Böyle olunca, Yunus Emre'yi salt "Gizemci ozan"lar kümesinde değerlendirmek, doğru, yerinde, sağlıklı bir değerlendirme olmaz kanısını taşıyoruz. Gizemciliği ne ölçüde doğru, yerinde ise, halkla bütünleşmesi, halkın yüreğinde, düşünde, özünde yaşamakta oluşu da öylesine vurgulanması gereken bir gerçektir. Bu gerçektir ki, Yunus Emre'yi, "Türk Halk Şiiri"nin başustası saymamızı onu öyle de değerlendirmemizi, sunmamızı gerekli, zorunlu kılıyor. Halkla böylesine içiçe girmiş bir ozanı "halk bütünü"nden ayırmak, hem Yunus Emre'ye, hem halka haksızlık olurdu kanısındayız. Yunus Emre çağının halk konuşma dilini kullanmış, Oğuz lehçesiyle yazmıştır. Yer yer, biraz da gizemciliğinin zorunlu sonucu sayılabilecek Türkçe olmayan sözcükler, deyimler, terimler de kullanmak zorunda kaldığı görülüyor. Ne var ki, Yunus Emre'nin asıl önemli yanı, yalın bir halk diliyle, Türkçeyle en karmaşık gizemcilik bilgilerini halka ulaştırılabilmesidir. Üstelik, bunları şiirsel deyişten uzaklaşmadan yapabilmesidir. Çünkü, Yunus Emre'nin şiirleri salt gizemciliği öğretmek amacını güden "manzume"ler değildir. Şiirleri üzerinde özenle durulduğunda görülüyor ki, Yunus Emre, şiirlerinde gerçekten bir sözcük ustasıdır. Sözcüklerin istiflenmesinde, yerlerinin -ölçü değişmese de -değiştirilmesi, yerinden oynatılması olasılığı yoktur. Büyük ölçüde heceyi kullanan Yunus Emre, "hece"nin 7 ile 8'li kalıplarına eğilim göstermektedir. Yunus Emre için çıkarılan söylencelerin ayrıntılarına girmeden, bugün elimizdeki bilgilere göre yaşamı da şöylece özetlenebilir: Yunus Emre'nin doğduğu yıl kesinlikle bilinmiyor. Doğduğu yer de tartışmalı. Ancak, son yıllarda Yunus Emre'nin Porsuk Çayı'nın Sakarya'ya döküldüğü yerde, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de doğduğu, uzun yıllar da orada yaşadığı 1320/21 yıllarında gene Sarıköy'de öldüğü kabul ediliyor. Bu nedenle, adına bir de anıtmezar yapılmıştır. Araştırmacılardan bir kesimi de Yunus Emre'nin, Konya'nın Karaman ilçesinde doğduğunu, orada öldüğünü, Karaman'da bir "Yunus Emre Türbesi" olduğunu da ileri sürerek, bu görüşlerinde direniyorlar. Ancak, Yunus Emre'nin Sarayköy'de doğduğu ve öldüğü daha da ağırlık kazanmış görünüyor. Yunus Emre, gençliğinde bir süre çiftçilikle uğraştıktan sonra Taptuk Emre'nin buyruğuna girerek onun dervişi olur. Kırk yıl Taptuk'un kapısına odun taşır. Şiirlerinde de şeyhi Taptuk Emre'den sürekli saygıyla söz eder. Yıllarca Taptuk Emre'nin kapısında "piştikten" sonra da şeyh olur. Yunus Emre, Taptuk Emre'nin düşüncelerini, inancalarını yaymak amacıyla Anadolu'yu, Kafkasya'yı dolaşmış, Şam'a gitmiştir. Sonra gene Sarıköy'e dönmüştür. Bu arada Yunus Emre'nin Mevlana ile de görüşmüş olduğunu biliyoruz. Az sözle, ayrıntılı düşünceleri, duyguları söyleyebilmenin büyük ustasıdır Yunus Emre. Varlık, yokluk, insan-Tanrı-ölüm kavramlarını, aralarındaki bağlantıları insancıllığı sevecenliği, barışı, verimliliği, hoşgörüyü dizelerinde yoğurarak, 13. yüzyıldan bu yana bizlere dek ulaştırabilen güçlü, etkin, saygın bir ozan olan Yunus Emre'nin geleceğe de aynı güçlülükle, dirilikle, yenilikle varacağından kuşku duyulmamalıdır. (Alıntıdır) EY YARENLER EY KARDEŞLER KORKARIM BEN ÖLEM DEYİ Ey yarenler ey kardeşler korkarım ben ölem deyi Bir gün görünür gözüme ayıbım vuralar yüzüme Eğer gerçek kul imişsem ona kulluk kıla idim Hemin geldim bu dünyaya nefsime kulluk eyleyi Ey bıçare miskin Yunus günahım çok neyleyeyim ::::::::::::::::::::::::: EY YARENLER EY KARDEŞLER ECEL ERE ÖLEM BİR GÜN Ey yarenler ey kardeşler ecel ere ölem bir gün Yanlarıma kona elim söz söylemez ola dilim Oğlan gider danışmana saladır dosta düşmana Beş karış bezdürür donum yılan çiyan yiye tenim Yunus Emre sen bu sözü dahı tamam etmemişsin ::::::::::::::::::::::::::: İŞİTİN EY YARENLER AŞK BİR GÜNEŞE BENZER İşitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter Aşkı var gönlü yanar yumuşanır muma döner Ol sultan kapısında hazreti tapısında Geç Yunus endişeden gerekse bu pişeden AŞKIN ALDI BENDEN BENİ BANA SENİ GEREK SENİ Aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim Aşkın aşıklar öldürür aşk denize daldırır Aşkın şarabın içem Mecnun olup dağa düşem Sufılere sohbet gerek ahılere ahret gerek Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar Yunus'durur benim adım gün geldikçe artar odum :::::::::::::::::::::::: YiNE GELDİ AŞK ELÇİSİ YİNE DOLDU MEYDANIMIZ Yine geldi aşk elçisi yine doldu meydanımız Yine mahfiller düzüldü yine badyalar kuruldu Ev içi aşk ile doldu ulu kişi aşık oldu Bir nicemiz Leylı oldu bir nicemiz Mecnun oldu Meydanımız meydan oldu canlarımız hayran oldu Düşmüş idik ol kaldırdı birliğin bize bildirdi Sorar isen aşk nerdedir nerde istersen ordadır Yunus aşkın vasfın söyler gerçeklere haber eyler ::::::::::::::::::::::::::: GÖZÜM SENİ GÖRMEK İÇİN ELİM SANA ERMEK İÇİN Gözüm seni görmek için elim sana ermek için Bu gün canım yolda koyam yarın ivazın veresin Benim uçmak neme gerek hergiz gönlüm ona bakmaz Uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin Bunda dahı verdin bize ol huriyi çift ü helal Süfılere ver sen onu bana seni gerek seni Yunus hasretdürür sana hasretini göster ona ::::::::::::::::::::::::: HAK BİR GONÜL VERDİ BANA HA DEMEDEN HAYRAN OLUR Hak bir gönül verdi bana ha demeden hayran olur Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerheyleyemez Bir dem çıkar arş üzere bir dem iner tahtes-sera Bir dem cehalette kalır hiç nesneyi bilmez olur Bir dem div olur ya peri viraneler olur yeri Bir dem varır mescidlere yüz sürer orda yerlere Bir dem gelir ısı gibi ölmüşleri diri kılar Bir dem döner Cebrail'e rahmet saçar her mahfile ::::::::::::::::::::::::::: HİÇBiR KİŞİ BİLMEZ BİZİ BİZ NE İŞİN İÇİNDEYİZ Hiçbir kişi bilmez bizi biz ne işin içindeyiz Bir kimsenin devletine ta'nediben biz gülmeyiz Biz bunun neliğin bildik dünyanın nesine kaldık Yunus aydır her sulatınım özge şahım vardır benim ::::::::::::::::::::::::: TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL SULAR GİBİ ÇAĞLAR MISIN Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın Nidem elim ermez yare bulunmaz derdime çare Yavıkıldım ben yoldaşı onulmaz bağrımın başı Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin Haramı gibi yoluma arkırı inen karlı dağ Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut Esridi Yunus'un canı yoldayım illerim hanı :::::::::::::::::::::::: ACEP ŞU YERDE VAR M'OLA ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN Acep şu yerde var m'ola şöyle garip bencileyin Gezerim Rum ile Şam'ı Yukarı İller'i kamu Kimseler garip olmasın hasret oduna yanmasın Söyler dilim ağlar gözüm gariplere göyner özüm Nice bu derd ile yanam ecel ere bir gün ölem Bir garip ölmüş diyeler üç günden sonra duyalar Hey Emre'm Yunus biçare bulunmaz derdine çare BEN YÜRÜRÜM YANA YANA AŞK BOYADI BENİ KANA Ben yürürüm yana yana aşk boyadı beni kana Geh eserim yeller gibi geh tozarım yollar gibi Akar sulayın çağlarım dertli ciğerlerim dağlarım Ya elim ol kaldır beni ya vaslına erdir beni Ben yürürüm ilden ile şeyh sorarım dilden dile Mecnun oluban yürürüm ol yari düşte görürüm Miskin Yunus bıçareyim baştan ayağa yareyim :::::::::::::::::::: SENSİN BENİM CANIM CANI SENSİZ KARARIM YOKDURUR Sensin benim canım canı sensiz kararım yokdurur Baksam seni görür gözüm söyler isem sensin sözüm Çün ben beni unutmuşum şöyle ki sana gitmişim Eğer beni Circis'leyin yetmiş kez öldürür isen Yunus dahi aşık sana gösterir didarın ona :::::::::::::::::::: CANLAR CANINI BULDUM BU CANIM YAĞMA OLSUN Canlar canını buldum bu canım yağma olsun Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım İkilikten usandım birlik hanına kandım Varlık çün sefer kıldı dost andan bize geldi Geçtim bitmez sağınçtan usandım yaz u kıştan Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin :::::::::::::::::::::: OL DOST BİZE GELMEZ İSE BEN DOSTA GERİ VARAYIN Ol dost bize gelmez ise ben dosta geri varayın Sermaye bir avuç toprak onu dahı aldı bu aşk Kurulmuştur dost dükkanı dost içine girmiş gezer Gönlüm aydır dost benimdir gözüm aydır dost benimdir Hak nazar kıldığı cana bir göz ile bakmak gerek Taptuk'un aydır Yunus'a bu aşk Hakk'a erse gerek |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|