Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)
Hz.Ebubekir
Hz.Mevlana
Hz.Mevlana
Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)
Anadolu Evliyaları
Hacı Cemil Baba | Hacı Cemil Baba |
|
|
|
Asıl adı Cemal Kazan'dır. Ancak 0, ''Cemil Baba'! olarak tanınmıştır. Cemil Baba 1912 yı1ında Kayseri'nin Deliklitaş Mahallesinde doğmuş, daha sonra Talas'a yerleşmiştir. 1982'de de burada vefat etmiştir. Halk arasında ''Hacı Cemil, Mavi Boncuklu Cemil Baba, Boyacı Cemil!' gibi adlarla anılan Cemil Baba evlenmemiştir. Ölesiye kadar sırtında bir boya sandığı ile dolaşmış ve çevresinde kerametleriyle tanınmıştır. Kendisine yakınlık gösteren insanlara mutlaka bir şeyler veren Cemil Baba, nasihat etmekten de geri durmamıştır. İşte onun çevresindekilere söylediği sözlerden bazıları : ''Beni benden alıp kendisine bağlayandan başkasına bağlanamam. Öyle aşık ol ki, aşıklar sana aşık olsun.'' Zamanı insanlarını cehenneme götürecek iki önemli şey var : Birisi söz söylemek. Öbürü ise yemek yemekte itiyat göstermemek. Bizim yakınlığımız iman yakınlığıdır. Şunun bunun yakınlık dediği sadece uzaklıktır. Bu yola girenler için tek yakınlık vardır. iman yakınlığı. Bizim sabunumuz Tevhiddir. İnsanoğlu meleklerden çok üstün bir varlıktır. Ona bu üstünlüğü Nefs bahşediyor. Meleklerde bu yoktur. Fakat bu insanı bulmak zordur. Nerede o eli öpülesi insan? Malınız-mülkünüz sizi gurura düşürmesin ki, onda dünyalık korkusu vardır. Kainatı hükmü altında bulunduran Allah, bu eseriyle gururlanmazken, insana ne oluyor da küçük eserleriyle gururlanıyor?'' Ömrü boyunca münzevi bir hayat yaşadı. 1982'de öldüğünde 70 yaşındaydı. Talas mezarlığına defnedildi. Sevenleri daha sonra mezarının üzerine kubbesi olmayan küçük bir türbe yaptırdılar.
Bir sonbahar günü Kayseri Talasta oturan ve cemil baba, cemil emmi, meczup cemil adına her kim ne derse desin ona meftun bir dostumla telefonla konuştuk. Bana abi bu taraftan bir arzun ver mı diye sormuştu. Bu dostumun evi talas ta mezarlığın tam karşısında hatta ve hatta cemil babanın kabrinin tam karşısında ona dedim ki; -evden çıkınca cemil babanın kabrine uğra da, bir fatiha okuyup, baba ankara dan senin meftunun bir dostun selamı var. her ne kadar avamın havasa selamı caiz değilse bile o hoş görsün bizi, azımızı çoğa, noksanımızı tamama saysın dedim. Arkadaşım tamam abicim şimdi işe gitmek için çıkacam uğrar söylerim hazrete dedi. Eh daha ne diyim, ne denir değil mi. Bir saat sonra bir telefon geldi, dostum telefonda ağlıyor, konuşamıyor hıçkırıyor. ne oldu Şehmuz, ne oldu arkadaş, ne oldu dostum diye heyecenla sordum. arkadaşım kendini biraz toparladıktan sonra anlatmaya başladı. - Abi ne oldu biliyormusun, evden çıktım hazrete uğrayıp, fatiha okuyup, selamını söyleyecektim. Ama öyle olyola çıkar çıkmaz bir dolmuş geldi, bizim burada sabahları dolmuş bulup binmek oldukça zor. hemen dolmuşa binip, hazrete fatihayı dolmuştan okuyup, selamını ordan gönderecektim. birden bir rüzgar çıktı. anlaşılır gibi değildi. tam hazretin mezarının üstünden yüksek gerilim hattı geçer o teller sallandı sallandı kıvıllcımlar çıktı, çıkan şerare ve kıvılcımlar aşağı düştü hazretin kabrinin üstündeki kuru otlar tutuştu. - Aman yetişin cemil babanın kabri yanıyor diye koşuştuk. söndürdük. ya abi ben ağlamayım da napim. söz verdim ya sana mezarının başında okuyacaktım ya fatihayı şerifi, dolmuş sevdası ile yolun karşısından okuyup geçecektim ya. aman yarabbi beni oraya götürmek verdiğim söze ahde vefasızlık etmeme engel olmak için kendini yaktı be abi. diye ağlıyordu telefonda ağı |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|